Ordu ve Ordulu olmak.

 

Ordu’yu bu zamana kadar bir çok şekilde okudunuz. Ordulular hakkında da bir çok yazı makale ve tarihçe yayınlandı. Ben bu yazımda Ordu’nun yeşilinden, denizinin maviliğinden, yaylalarından, şelalelerinden söz etmeyeceğim. Kuruluşu, tarihsel gelişimi ve sosyo ekonomik yapısını da defalarca okumuşsunuzdur. Tekrara gerek yok.

Ordu insanını diğer illerden ayıran bir yönünü ortaya koymak istiyorum. Gittiğiniz yaşadığınız ve araştırdığınız bir çok ilde, dikkat ettiğinizde, dışardan gelen insanlar ötekileştirilir. Hatta bir çok şehirde şehir merkezindekiler yerlisi olarak nitelendirilir ve köylü olan bile dışlanır. Kendinden sayılmaz. İkinci sınıf olarak görülür ve davranılır. Bu ayrımı açık ve bariz görürsünüz. Ne yaparsanız yapın, o memlekete yıllarınızı da vermiş olsanız oralı olamazsınız. Bu Orduya komşu olan diğer illerde de böyledir.
Oysa Ordu dışardan geleni kendi insanından bile fazla benimseyip sahip çıkan, ona kol kanat geren nadir şehirlerden birisidir.  O nedenle Ordu’ ya dışardan gelen insanlar genellikle gitmek istemezler. İl nüfusu kadar göç vermiş bir şehir olan ve km2 ye 126 insan düşen bir yoğunluğuna sahip il olmasına rağmen yine de  dışardan gelenler açısından yaşanası bir şehirdir. Bu çok güzel bir haslettir aslında. Türk insanın  misafirlik anlayışına  yakışan, insani bir davranış ve kültürdür.
Anlattıklarıma güzel bir örnek teşkil edecek bir anımı paylaşmak istiyorum sizinle. Kayseride görev yaptığım dönemde Kayserili bir müşterimle geçen anektodum.
Yıllar önce Ordu’ya Ordu-Kayseri maçına geldiğini, maç esnasında çok sıkıştığını, stadda tuvalet olmadığı için ihtiyaç gidermek amacı ile dışarı çıkmak istediğini, ancak kapıda bulunan görevlilerin çıkarsa içeri alamayacaklarını söylediğini, tartışma esnasında maça yeni giren bir Ordulunun kapıdakilere müdehale edip benim biletimi ona verin ihtiyacını görüp gelsin, misafir insanı burda mağdur mu edeceksiniz deyip yardımcı olduğunu dile getirdi. Ve ekledi bizim burda olsa rakip takımın seyircisine yardımcı olmayı bırak elimizden gelse içeri almamaya çalışırdık. Uzun yıllar oldu ama bunu hiç unutamadım  diye dile getirdi. Ordulular çok misafirperver ve medeni insanlar diye anlatınca gurur duydum.

Yine bir başka ortamda sigorta işi yapan bir arkadaş Üniversiteyi Erzurum’ da okuduğunu ve hafta sonlarında arkadaşları ile gezmek için Ordu’ya gittiklerini belirttiler. Nedenini sorunca da; Ordu çok modern ve insanları çok anlayışlı  diyerek memleketimizde rahat ettiklerini belirttiler. Belki bu tür örnekler sizlerinde yaşantılarına yansımıştır. Bu kadar misafirperver ve özverili olan Şehrimin insanları kendi insanlarına karşı nasıl? Orada iş değişiyor işte. Nedense dışardan gelene sonsuz hoşgörüsü olan memleketim insanı kendi insanı ile barışık olmayı beceremiyor. Ve en acısı da, bu gurbet hayatında da böyle. Hep bahsettiğimiz ve gurur duyarak anlattığımız ve yaklaşık 500 bin Ordulu var dediğimiz İstanbul’da bile sonuç aynı. Hadi memleketimizde olanın adı misafirperverlik de, gurbette olana ne diyeceğiz? Bu şehirde dışardan bakınca görülen en bariz eksiklik;  kendi insanı ile iletişim kuramayan, bir araya gelemeyen sayılardan öteye geçmeyen bir insanlar topluluğu,. Adet var. Sinerji yok. Birlik olamamak gibi bir özre sahip olduğu için, bırakın diğer illeri, İstanbuldaki bütün Doğu Karadeniz illerinden daha çok nüfusa sahipken, bu nüfusu  nüfuza dönüştüremeyen bir topluluk görüntüsünde. Kemmiyet var keyfiyet yok. Amaçsız kalabalıklar gibi. Sadece olan biteni ve başka şehirlerin yaptıklarını seyreder konumdan ileriye geçememiş bir topluluk

Bu kadar gönlü bol, özveri ve hoşgörüye sahip bir topluluğun bir araya gelmesi, birlik olması çok şey ifade edeceği için; işte bu noktada KUCAKLAŞMAK ve KUCAKLAŞTIRMAK adına bir yapı meydana getirmek, birey olarak her birisi ayrı bir değer olan bu insanlar topluluğundan BİR oluşturmak adına kurulmuş olan ORKAÇDER Ordu insanın bu makus talihini İstanbulda ortadan kaldırmak amaçlı olmuşmuş bir çatıdır. Bu çatının büyümesi, daha çok insanı damı altına alması demek, İstanbulda yaşayan memleketimin insanın daha gür sesi demektir. Biz bu gaye ile yola çıktık. Sizleri de bu güzel yolculukta yol arkadaşı olmak için yanımızda görmekten gurur duyarız.
       

Asım TANRIVER
Yönetim Kurulu Üyesi   

X

Pin It on Pinterest

X